İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Ve Ahmet Davutoğlu'nun Cevabı..!

13 İzlenme
Published
YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYINIZ...
#İstanbulSözleşmesi #Davutoğlu #SonDakika #MilliHesaplarBurada #MilliHesaplarYanyana #Haber #TümamiralYaycı #TSK #BizBizeYeterizTürkiye #HayatEveSığar #EvindeKalTürkiye #SosyalDeney #SokakRöportajları #KanalTürkiye #müslümanmısın #İstanbul
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ.. Ve Davutoğlu'nun Cevabı..!

BURAK'IN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ...!
İstanbul Sözleşmesi nedir? Türkiye sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getiriyor mu?
Avrupa Konseyinin "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" İstanbul'da imzalandığı için uluslararası camiada "İstanbul Sözleşmesi" olarak biliniyor.

Türkiye, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ve onaylayan ülke. Sözleşme, 10 ülkenin onayıyla 2014 yılında yürürlüğe girdi ve Mart 2019 itibariyle 33 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylandı.
Sözleşme, uluslararası hukukta kadına karşı şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın sonuçları olduğuna vurgu yapan ilk sözleşme olma özelliğine sahip.
İstanbul Sözleşmesi'nin amaçları ve yükümlülükler neler?
İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle çok yönlü mücadele amacıyla hazırlandı.

Taraf devletlerden beklenen öncelikli olarak kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; şiddet mağduruna ve failine karşı destek politikaları oluşturmak.

Sözleşme kapsamında taraf devletlerin tüm ilgili organlar, kurumlar ve örgütlerle iş birliği içerisinde olması ve koordinasyon biriminin kurulması öngörülüyor.

Bunun yanında kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak da sözleşmenin amaçları arasında.

Sözleşmeye göre taraf devletlerin şiddetle mücadele etmek için yeterli düzeyde mali kaynak ve insan kaynağı tahsis etmesi gerekiyor.

İmzacı taraf devletlerin yükümlülükleri:

Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar, kapsayıcı ve eş güdümlü politikalar uygulamak,
Mali kaynaklar ayırmak,
Resmi bir eş güdüm birimi kurmak,
İstatistiksel veri toplamak, incelemek, yayınlamak,
Şiddetin önlenmesi için zihniyet değişikliği sağlamak.
İstanbul sözleşmesi bütün bunların yapılması için devletlere detaylı bir yol haritası çiziyor.
Avrupa Konseyi’nin, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin bu yeni sözleşmesi, ciddi bir insan hakları ihlali oluşturan bu sorunu en kapsamlı şekilde
ele alan bir uluslararası anlaşmadır. Bu tür şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedeflemektedir ve
Avrupa ile onun sınırlarını da aşan geniş bir alanda daha güvenli yaşanabilmesini sağlama yolunda
önemli bir adımdır.
■Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi,
bu sözleşmenin temel taşlarını oluşturmaktadır. Ayrıca, toplumun her ferdini, özellikle de erkekleri
ve erkek çocuklarını, tutumlarını değiştirmeye davet ederek, bireylerin vicdanlarını ve düşüncelerini
değiştirmeyi amaçlamaktadır. Esas itibariyle, erkeklerle kadınlar arasında daha fazla eşitlik sağlamaya
yönelik çağrının yeniden yapılmasıdır; zira, kadınlara yönelik şiddetin kökleri, toplumda erkek ve kadın
arasındaki eşitsizliğe dayanmakta ve bir hoşgörü ve inkar kültürünün sonucu olarak sürdürülmektedir.
SÖZLEŞMENİN çIğIr
açIcI ÖZELLİKLERİ
■Sözleşme, kadınlara yönelik şiddeti bir insan hakları ihlali ve bir ayrımcılık türü olarak kabul
etmektedir. Bu da, bu tür şiddete yeterince tepki göstermedikleri takdirde, devletlerin sorumlu
konumda olduğu anlamına gelmektedir.
■Bu sözleşme, toplumsal cinsiyetin tanımını yapan ilk uluslararası anlaşmadır. Bu, kadını ve erkeği
yalnızca biyolojik olarak dişi ve erkek şeklinde kabul eden anlayışın yanısıra, kadına ve erkeğe belirli
roller ve davranış biçimleri atfeden ve toplum tarafından oluşturulmuş kategorilerin mevcudiyetinin
de kabul edildiği anlamına gelmektedir. Yapılan araştırmalar, belirli rollerin ve davranış biçimlerinin,
kadınlara yönelik şiddetin toplumda kabul görmesine katkıda bulunabileceğini göstermektedir.
■Sözleşme, kadınların sünnet edilmesi, zorla evlendirme, taciz, kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya
zorlama gibi olguların bir suç olarak düzenlenmesini ve cezalandırılmasını öngörmektedir. Bu da devletlere, ilk kez, bu ciddi suçları hukuk sistemlerine dahil etme zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.
■Sözleşme, kadınlara yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin, işbirliği içinde üstesinden gelebilmek
için ilgili bütün devlet kurumlarını ve hizmetlerini göreve çağırmaktadır. Dolayısıyla, kurumların ve
sivil toplum kurulu
Kategori
İstanbul
Yorum yazmak için Giriş yap ya da Üye ol .
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.